Pastırma

Hangisi güzel Pastırma mı Carpacciomu ?

Hangisi güzel Pastırma mı Carpacciomu

Carpaccio nedir , çiğ sığır etinin çok ince dilimlenmesiyle yapılan, başlıca çerez olan, bir İtalyan yemeğidir. Carpaccio genellikle zeytin yağı, parmesan peyniri ve karper veya çam tohumu ile lezzetlenderilir. Günümüzde diğer et çeşitleri ve balıkta (özellikle somon balığı) kullanılmaktadır. Carpaccio adını, bir efsaneye göre İtalyan Rönesans ressamı olan Vittore Carpaccio’dan almıştır.

İlk ve şu ana kadar tek Avrupa gezimde italyanın toscana bölgesinde bir restorana gitmiştik 2 arkadaşla.Yemek olarak yörenin meşhur mantarından istedik,fakat yemekten önce birkaç aperatif getirildi.Bunlardan en ilgi çekici olanı ince ince dilimlenmiş hafif sos ve tuzlandırılmış  çiğ et idi..

Hangisi güzel Pastırma mı Carpacciomu ?

Öncelikli sorumuz ne eti olduğu oldu Tabi adamlar nazik müslüman olduğumuzu düşünerek dana eti getirmişler.Dana eti deyince ben hemen aldım bir dilim yedim .Arkadaşlar tereddütlü acaba yenir mi… niye çiğ et dinen caiz mi. Ben ilahiyatçı olarak biliyorum ki dinen çiğ et yenmez diye bir kural yok üstelik tuzlanmış ve terbiye edilmişse haliyle hayli hayli yenir, ben yiyebilirsiniz desem de pek ikna olamadılar bana da afiyetle yemek düştü.Ülkemizde bunun daha sağlıklı olanı var o da pastırma.  İtalyada yediğim bu etin adını daha sonra araştırmıştım …adı Carpaccio imiş adını  tablolarında kırmızı hakimiyeti olan İtalyalı bir  ressam Vittore Carpacciodan alıyormuş…. karpaçyo diye okunuyor.Dana carpaccio’nun öyküsü ilginç. 1931’de açılan  dünya sosyetesinin Venedik’teki uğrak yeri haline gelen Cipriani’nin  Harry’s Bar’ında sürekli yemek yiyen ünlüler den birisi Amalia Nani Mocenigo adlı bir kontes idi. İlginç bir hastalığı vardı kontesin; pişmiş eti bünyesi sindiremiyordu. Bundan dolayı doktorlar ona sadece çiğ et yemesini söylemişlerdi . Ancak o dönemin Avrupası’nda geçerli görgü kuralları farklıydı. Soylu bir hanımefendi o günlerde şık bir restorana gidip çiğ et ısmarlayacak olsa, hoş karşılanmazdı hanımın karizması fena halde çizilirdi. İşte bu nedenle Kontes Amalia, bütün müşterileriyle yakın dost olan Cipriani’den, yerken yamyam olarak damgalanmayacağı, yine de çiğ etle yapılmış zarif bir yemek hazırlamasını istedi. Cipriani de incecik dilimlediği dana etini tabağa şık bir görünümle yerleşirdi, üzerine hardallı sos gezdirerek ona sundu. Yemek amaca uygundu ama yine de bir hanımefendinin bunu ısmarlarken garsona, “Bana bir tabak çiğ et getirin,” demesi pek uygun olmazdı. Cipriani’nin aklına İtalyan ressam Vittore Carpaccio geldi. Bu ressamın resimlerinde kırmızı renk hakimdi; tıpkı çiğ et gibi…. Dolayısıyla kontes ile garsonlar arasında ‘carpaccio’ adı bir tür şifre olarak kullanılmaya başlandı…. Kısa süre sonra da yemeğin adı resmen dana carpaccio haline geldi. Başka deyişle, 1460-1525 arasında yaşamış, sonra neredeyse unutulmuş bu Venedikli ressam, sağlığında hayal bile edemeyeceği bir alanda yeniden şöhrete ulaşmış oluyordu.  Pastırmanın öyküsünü  anlatmaya gerek yok ülkemizde az çok bilinir  ayrıca sitede başka yazılarda bulabilirsinizPeki pastırma  mı carpaccio mu derseniz tabi ki pastırma hem daha hijyenik hem daha kullanışlı başka yemeklerde vs de kullanılabilir .Pastırmanın kokusu zaten iştah açıcı, carpaccio da böyle bir koku yok.Sunum olarak belki carpaccio daha güzel sunulabiliyor ama pastırma da pekala restoranlarda  güzel sunumlarla getirilebilri masaya.   Sonuç olarak tadı ve kokusuyla pastırma carpaccio dan daha üstün.

Etiketler

İlgili Makaleler

2 Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir